23.08.2009

hiç

hiç. sadece hayata karşı yeni ve denenmemiş bir yöntem bulmakla
döne döne yalnızlık ve döne döne işte gönderilmemiş mektuplarım var diye
hayırlarla, şerlerle, tahtadan yapılma kılıçlarla aslında savunduğum sensin
bir çiçek bulup onu çoğaltıp, bir şiir bulup onu kendime ayırıp
kanunsuzluklar yapıp, aynalar kırıp, uğursuzluk bunun neresinde
zaman kötü ve dedeler, mesela zarifoğlunun elinden tuttuğu dedeler,
terkedip gitti bizi
hükümetler geldi geçti, savaşlar gördük, yeni icatlar, olmadık nesneler
kim derdi ki işte bırakıp ortamıza bir olmadık kaleşnikov şöyle bağıracak:

"saz çalmayan tel kıymetin ne bilir"

bilemez, kimseler bilemez bir insanın ne zordur kendine çarpıp, kendine çarpıp
sonra düşüp, sonra düşüp, yenilip sonra, kendi kendinin ağıtçısı olup durun

düşünün: sonunda bir kalbimiz var. kırlara giderken,
masallara akarken yanımıza alıyoruz
düşler kurup düşüyoruz hızla ve bilinmeyen bir boşluğa
kaburgalarımız inceden sızlıyor, kızıyoruz: yaşasın, yapabiliyoruz bunu

ismail kılıçarslan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder